Gizli Şeker (Pre Diyabet) Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Click to rate this post!
[Total: 1 Average: 5]


Pre diyabet olarak tıbbi olarak belirtilen rahatsızlık halk arasında gizli şeker adı ile bilinmektedir. Araştırmalara göre ülkemizde son derece yayın olarak gözlemlenen durum ortalama baz alındığında ise 3’ de 1 oranındadır. Gizli şeker ( pre diyabet ) nedir sorusunun yanıtında ise hastanın kan şekerinin yüksek olmasına karşın şeker hastası olarak kabul görmeyecek seviyede yer alması şeklinde ifade edilebilir.

Hastaya yapılacak olan açlık tokluk kan şekeri testleri normal oranları sunmaz. Fakat bu değerler hastanın şeker hastası olarak teşhis konulacağı değer yüksekliğine de sahip olmaması sebebi ile bu hastalığa gizli şeker ya da pre diyabet adı verilerek buna göre tedavisine yer açılır.

Diyabet hastası adayı olmaları sebebi ile düzenli kontrollerin yapılması önemlidir. Gizli şeker teşhisi konulan her on kişiden ikisi ilerleyen dönem içinde diyabet tip 2 teşhisi ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Gizli Şeker Risk Faktörleri Nelerdir?

Gizli şeker risk faktörü içinde bulunan kişilerin dönem dönem testlerini yaptırarak sorunun varlığını ya da yokluğunu belirlemeleri son derece önemlidir. Gizli şeker risk faktörü içinde ilk sırada aile öyküsünde genetik olarak yatkınlığın bulunması yer alıyor. Gizli şeker risk faktörü arasına kişinin sağlıksız beslenmesi, hareketsiz yaşamı tercih etmesi ve aşırı kilolu olması da etkilidir. 

Bunun yanı sıra hipertansiyona sahip olan kişilerde riski taşımaktadır.

gizli teşeker tedavisi

Gizli Şeker Belirtileri

Gizli şeker belirtileri arasında kişide sık acıkma ve açlığa tahammülsüzlük gibi diyabet hastalarının tipik belirtileri gözlemlenmektedir. Açlık tokluk kan şekeri testinin yaptırılması sonrasında kişide hiçbir belirti vermeyen gizli şeker tespiti de yapılabilmektedir.

Gizli şeker belirtilerinde kişide öfke atakları, ani sinirlenme, odaklanma da sıkıntı, uyku sorunları, halsizlik gibi durumlar gözlemlenmektedir. Bunun yanında yüksek kan basıncı, kolesterolün artması, susuzluk ya da ağız kuruluğu, bulanık görme, ciltte koyulaşma, kilo alımının artması gibi durumlarda yaşanabilmektedir.

Diyabet hastası adayı olan gizli şeker hastaları tipik diyabet hastası belirtilerini sunmak ile beraber tüm belirtileri göstermeyebilir. Hatta hasta gizli şekerinin bulunduğunu gerçekleştirilen test sırasında tesadüfen de öğrenebilmektedir.

Gizli Şeker Teşhisi

Gizli şeker teşhisi için hastanın sahip olduğu belirtiler göz önüne alınır. Kişide rastlanan tatlı yeme krizleri, halsizlik ve uyuklama durumları tipik belirtiler olarak ele alınır. 

Teşhis için açlık ve tokluk değerleri incelenir. Genellikle açılık kan testi değerlendirmesi normal olarak belirlenebilirken tokluk kan testinde ise dalgalanmalar gözlemlenebilmektedir.

Gizli şeker tanısının konulmasında kişinin hastaneye başvurmaları yer alır. Hastaneye başvurmalar ise genel olarak ani şeker yükselmesi atakları şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Gizli şeker tanısının konulmasında ilgili hekimden destek alınması gerekir. 

Hekim tarafından talep edilecek olan testler gizli şekerin varlığı hakkında bilgi sunarak hekimin şüphelerinin yerinde olmasına kanıt içerir. Kişinin çok hızlı yemek yemesi ile beraber ani şeker yükselmesi durumu ile karşılaşılarak hastaneye başvurulmasına da etki edebilir.

Gizli şekerin tespitinin yapılmasında tokluk kan testi baz alınır. Gizli şekere sahip olduğu belirlenen kişilerin beslenme periyoduna dikkat ederek sağlıklı ve düzenli bir beslenmeye geçmesi hekim tarafından tavsiye edilebilir.

Gizli şeker tanısı son derece önemlidir. Gizli şeker sonrasında diyabet teşhisi konulan kişilerin yüzde yirmilik bir kısmında kalp krizi riski ve görme bozuklukları rastlanırken aynı zamanda organ hasarı da görülen durumlar arasında bulunmaktadır. 

Bu sebep ile şeker hastalığı belirtisine sahip olan kişilerin kısa sürede hekime başvurarak gerekli testleri yaptırması önerilir.

gizli şeker hastalıgı

Gizli Şeker Tedavi Yöntemleri

Gizli şeker tedavi yöntemleri öncelikli olarak kişinin insülin direncini etkileyen faktörlerin ortadan kaldırılması gelir. Günlük egzersizlere yer açılması, sağlıklı ve düzenli beslenme, kötü alışkanlıklardan uzaklaşma diyetisyen kontrolünde kişiye özel beslenme periyodunun belirlenmesi ile şeker dengesi kontrol altına alınabilir.

Gerçekleştirilecek olan bu tedavi uygulamasının yeterli olmaması durumunda hekim tarafından belirlenen ilaçların kullanılması önerilebilir. İlaçların kullanım sıklığı ve kullanım şekli hekim tarafından belirlenerek hastaya sunulur. 

Gizli şekere sahip olan kişilerin diyabet hastası adayı oldukları göz ardı edilmemelidir. Bu sebep ile gizli şekerin varlığının tespiti ile beraber gerekli önlemlerin alınarak sorunun sağlık açısından büyük problemlere ulaşması engellenebilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.