Ülseratif Kolit: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri
Ülseratif kolit, kalın bağırsağın iç yüzeyini döşeyen tabakanın çevresel faktörlerin etkisiyle iltihaplanmasıyla seyreden kronik bir hastalıktır. Olguların %95'inde rektum tutulur ve iltihap makattan yukarıya doğru yayılır; sıklıkla 15-40 yaş arasında görülür. Kanlı ishal, karın krampları ve sürekli dışkılama hissi en sık belirtilerdir; tedavide 5-ASA, kortizon ve biyolojik ilaçlar kullanılır, ilerlemiş olgularda kolon kanseri riski artar.

Görsel temsilîdir; hekimimize veya gerçek bir hastaya ait değildir.
Ülseratif kolit hangi bölüm bakar?
Ülseratif kolite Gastroenteroloji bakar; ilaca yanıtsız ağır olgularda Genel Cerrahi birlikte değerlendirir.
Hangi bölüm neye bakar
- Gastroenteroloji:
- Kolonoskopi ile tanı, hastalığın yaygınlığının belirlenmesi, ilaç tedavisi ve kanser taraması bu bölümün alanıdır.
- Genel Cerrahi:
- Ağır ataklarda, ilaca yanıtsız olgularda ve displazi saptandığında kolektomi bu bölümce değerlendirilir.
- Romatoloji:
- Eklem, göz ve cilt tutulumu ön plandaysa birlikte izlem gerekebilir.
Ne zaman beklememeli
Günde altıdan fazla kanlı ishal, yüksek ateş, çarpıntı ve şiddetli karın şişliği ağır atak belirtisidir; acil başvuru gerekir.
Ülseratif kolit, kalın bağırsakların iç yüzeyini döşeyen bölümün çevresel faktörlerin etkisi ile iltihaplanması ile seyreden bir hastalıktır. Olguların yaklaşık %95'inde kalın bağırsağın son kısmı olan rektum bölümünün tutulumu vardır. Ülseratif kolit hastalığı sıklıkla makattan yukarıya doğru kalın bağırsak boyunca yayılır. Sıklıkla 15-40 yaş aralığında rastlanır, ancak olguların %5'i ise 60 yaştan sonra ortaya çıkmaktadır.
Ülseratif Kolit Kimlerde Görülür?
Ülseratif kolit 2 yaşındaki bir çocukta da görülebilir, 15'li yaşlarda da görülebilir; her yaşta ortaya çıkabilir, ancak çoğu kişi 30'lu yaşların ortalarında teşhis edilir. Erkekler ve kadınların etkilenme olasılığı eşittir, ancak yaşlı erkeklere yaşlı kadınlardan daha fazla teşhis konma olasılığı vardır.
Ülseratif Kolit Nedenleri Nelerdir?
Hastalığın kesin nedeni bilinmemektedir. Uzmanlar, bakteri veya virüslerin yanlışlıkla bağışıklık sistemini kalın bağırsağın iç astarına saldırması için tetikleyebileceği kanısındadır; bu bağışıklık sistemi yanıtı iltihaplanmaya neden olarak semptomlara yol açar. Bazı insanlarda belirli yiyeceklerin, stresin veya duygusal sıkıntının hastalığı tetikleyebileceği saptanmıştır. Ülseratif kolite neden olan faktörler arasında şunlar sayılabilir:
- Aşırı Aktif Bağırsak Bağışıklık Sistemi: Bağışıklık sisteminin bağırsak astarına yönelik hatalı yanıtı iltihaplanmaya yol açar.
- Genetik Faktörler: Kalıtımsal yatkınlık hastalığın gelişiminde rol oynayabilir.
- Çevre: Çevresel etkenler tetikleyici faktörler arasında yer alır.
Hastalığın Alevlenmesine Neden Olan İlaçlar ve Faktörler Var Mıdır?
Steroid yapıda olmayan ağrı kesiciler (NSAİİ; ibuprofen, diklofenak gibi) hastalığın alevlenmesine yol açabilen en iyi tanımlanmış ilaç grubudur; bu nedenle ağrı ve ateş için genellikle parasetamol tercih edilir. Bazı antibiyotikler bağırsak florasını bozarak ishali artırabilir ve Clostridioides difficile enfeksiyonuna zemin hazırlayabilir. Sigaranın bırakılmasının ülseratif kolitte alevlenmeyle ilişkilendirildiği bildirilmiştir; buna karşılık sigara içmek bir tedavi seçeneği değildir, çünkü sağlığa toplam zararı bu olası etkiden kat kat fazladır.
Olguların bir bölümü doktora ilk kez hastalığın şiddetli bir alevlenmesiyle başvurur. Şiddetli atakla yatırılan hastaların yaklaşık üçte birinde, ilaç tedavisine yeterli yanıt alınamadığı için o yatış sırasında ya da izleyen dönemde kolon ameliyatı (kolektomi) gündeme gelir; kalan hastalarda ise ilaç tedavisiyle remisyon sağlanabilir.
Belirli gıdaların hastalığı doğrudan tetiklediğine dair kanıtlar sınırlıdır ve kişiden kişiye değişir. Bu nedenle geniş kapsamlı besin kısıtlamaları önerilmez; hastanın kendi deneyimiyle şikayetini artırdığını fark ettiği besinleri azaltması, buna karşılık dengeli ve yeterli beslenmeyi sürdürmesi doğru yaklaşımdır. Stresin hastalığın nedeni olduğu gösterilmemiştir; ancak şikayetlerin algılanışını ve yaşam kalitesini etkilediğinden stres yönetimi tedavinin destekleyici bir parçasıdır.
Ülseratif Kolit Hastalığında Ne Şikayetler Görülür?
En sık görülen şikayet, sıklıkla sümüksü de olabilen kanlı ishal ataklarıdır. Buna şu bulgular eşlik edebilir:
- Sürekli ıkınma isteği (tenesmus)
- Karın ağrısı
- Kabızlık (özellikle yalnızca rektumun tutulduğu olgularda görülebilir)
- Ateş (37,5°C'nin üzerinde)
- Nabız yüksekliği (taşikardi)
- Kilo kaybı
- Sürekli devam eden halsizlik
- Kramp şeklinde karın ağrısı
Bağırsak dışı belirtiler arasında eklem iltihapları, ağızda aftlar, bazı göz hastalıkları, safra yolu darlığı (primer sklerozan kolanjit), böbrek taşları ve toplar damar tıkanıklıkları sayılabilir.
Belirtiler hafif ile şiddetli arasında değişebilir ve kişiden kişiye farklılık gösterebilir; hastalık, semptomların olmadığı remisyon dönemleri ile nüksün veya alevlenmenin görüldüğü dönemler arasında zamanla değişkenlik gösterir. Alevlenme sırasında en sık görülen belirtiler arasında kan ve mukusla seyreden ishal, dışkılamadan önce ortaya çıkabilen şiddetli karın krampları, yorgunluk ve bitkinlik, iştahsızlık ve kilo kaybı ile anemi (azalmış kırmızı kan hücresi sayısı) yer alır.
Ülseratif Kolit Hastalığı Nasıl Sınıflandırılır?
Hastalık aktivitesinin şiddeti sıklıkla Montreal sınıflaması (Truelove-Witts kriterlerine dayanır) ile değerlendirilir:
- Remisyon (sakin dönem): Hastanın hastalığa ait şikayeti yoktur; dışkılama normal düzendedir ve kanama görülmez.
- Hafif Şiddette: Günde 4'e kadar dışkılama; kan bulunabilir veya bulunmayabilir. Ateş, nabız hızlanması, kansızlık gibi genel bulgular yoktur.
- Orta Şiddette: Günde 4'ten fazla dışkılama ve genel bulguların hafif düzeyde eşlik etmesi.
- Şiddetli: Günde 6 ve üzerinde kanlı dışkılamayla birlikte genel bulguların bulunması: nabzın dakikada 90'ın üzerinde olması, ateşin 37,5°C'yi aşması, hemoglobinin 10,5 g/dL altına inmesi veya sedimantasyonun 30 mm/saatin üzerinde olması. Şiddetli atak hastane yatışı gerektiren acil bir tablodur.
Ülseratif kolit, kalın bağırsak (kolon) ve rektum ile sınırlıdır; iltihap sadece bağırsak astarının en iç tabakasında meydana gelir. Genellikle rektumda ve alt kolonda başlar, ancak tüm kolonu kapsayacak şekilde sürekli yayılabilir. Tutulum bölgesine göre çeşitleri şöyledir:
- Ülseratif Proktit: Enflamasyon, anüse (rektuma) en yakın bölge ile sınırlıdır; makattan kanama hastalığın tek belirtisi olabilir.
- Proktosigmoidit: Enflamasyon, kolonun alt ucu olan rektum ve sigmoid kolonu içerir.
- Sol Taraflı Kolit: İltihap sol taraftaki kolon bölümünü kapsar.
- Pankolit: İltihap kolonun tamamını kapsar.
Ülseratif Kolit Hangi Hastalıklar İle Karışabilir?
Ayırıcı tanıda değerlendirilmesi gereken başlıca hastalıklar şunlardır:
- Enfeksiyöz kolitler (bakteriyel, paraziter ve Clostridioides difficile enfeksiyonu)
- Crohn hastalığının kalın bağırsak tutulumu
- Kalın bağırsak ve rektum kanseri
- İskemik kolit
- Radyasyon koliti
- Mikroskobik kolit (lenfositik ve kollajenöz kolit)
- İlaçlara bağlı kolit (özellikle NSAİİ kullanımı)
Ülseratif Kolit Teşhisi Nasıl Konulur?
Teşhisi doğrulamak için testlere ve fizik muayenelere ihtiyaç duyulur. Kesin tanı, kolonoskopide alınan biyopsilerin patolojik değerlendirilmesiyle konur. Kan tetkiklerinde şu bulgular değerlendirilir:
- Kansızlık: Hemoglobin düzeyinin 10,5 g/dL altında olmasıdır; olguların %35-75'inde mevcuttur.
- Trombosit Artışı
- Sedimantasyon Yüksekliği: 30 mm/saatten fazla olması.
- Albümin Düşüklüğü
- Potasyum Düşüklüğü
- Magnezyum Düşüklüğü
- Alkali Fosfataz Yüksekliği
Basit kan testleri vücutta iltihaplanma olup olmadığını ve anemi varlığını gösterebilir; dışkı testleri kanama veya iltihaplanma belirtilerini ve ishalin bir enfeksiyondan kaynaklanıp kaynaklanmadığını kontrol etmek için kullanılır. Enflamasyon doğrulanırsa endoskopi, röntgen veya tarama gibi ileri incelemeler yapılır.
Kolonoskopi veya sigmoidoskopi, ülseratif kolit teşhisine ve izlenmesine yardımcı olmak için en sık kullanılan endoskopi türleridir; sigmoidoskop adı verilen kısa bir endoskop veya daha uzun ve esnek bir kolonoskop, rektumu ve kolonu incelemek için anüsten sokulur. Kolit teşhisine yardımcı olmak için bazen MR (Manyetik Rezonans Görüntüleme) ve BT (Bilgisayarlı Tomografi) taramaları da kullanılabilir; bazı merkezler iltihap alanlarını bulmak için ultrason da kullanır.
Ülseratif Kolit Tedavisinde Hangi İlaçlar Kullanılır?
Aşağıdaki ilaçların dozları hastalığın şiddetine, tutulan bölgeye, hastanın kilosuna ve eşlik eden hastalıklarına göre hekim tarafından belirlenir; burada verilen bilgiler tedaviyi kendi başına düzenlemek için kullanılmamalıdır.
- 5-ASA (Mesalamin): Hafif-orta şiddetli hastalıkta hem alevlenmenin söndürülmesinde hem de remisyonun sürdürülmesinde temel ilaçtır. Yalnızca rektum ve sol kolon tutulumunda fitil ve lavman biçimleri en az tablet kadar etkilidir; ikisinin birlikte kullanılması etkinliği artırır.
- Sulfasalazin: 5-ASA grubunun eski üyesidir; hafif ile orta şiddetteki hastalıkta ve remisyon döneminde etkilidir, eşlik eden eklem tutulumu olan hastalarda ayrıca tercih edilebilir.
- Balsalazid: Hafif ve orta şiddetteki hastalıkta etkili bir diğer 5-ASA türevidir.
- Kortizon (kortikosteroidler): Alevlenmeyi hızla söndürmek için kullanılır; hafif-orta olgularda lavman ya da ağızdan, şiddetli ataklarda damardan verilir. Kortizon bir idame ilacı değildir: uzun süreli kullanımda kemik erimesi, şeker yüksekliği, enfeksiyon ve katarakt gibi ciddi yan etkilere yol açar. Bu nedenle kortizon başlanan hastada, kortizonsuz remisyonu sürdürecek bir tedavi eş zamanlı planlanır.
- Tiyopurinler (Azatioprin, 6-Merkaptopurin): Bağışıklık sistemini düzenleyerek remisyonun kortizonsuz sürdürülmesini sağlar. Etkileri birkaç ay içinde ortaya çıktığından alevlenmeyi söndürmek için tek başına kullanılmaz; tedavi boyunca kan sayımı ve karaciğer testleriyle izlem gerekir.
- Biyolojik ilaçlar: Orta-şiddetli hastalıkta kullanılır. Anti-TNF ilaçlar (infliksimab, adalimumab, golimumab), bağırsağa seçici etki gösteren vedolizumab ve interlökin yolağını hedefleyen ustekinumab ile mirikizumab başlıca seçeneklerdir.
- Küçük moleküllü ağızdan ilaçlar: JAK inhibitörleri (tofasitinib, upadasitinib) ve ozanimod, biyolojik ilaçlara yanıt alınamayan ya da uygun olmayan hastalarda kullanılan güncel seçeneklerdir.
- Siklosporin: Damardan kortizona yanıt vermeyen şiddetli ataklarda "kurtarma tedavisi" olarak kullanılır; amaç, acil kolon ameliyatını önlemek ve hastayı uzun süreli idame tedavisine köprülemektir.
- Antibiyotikler: Ülseratif kolitin kendisinin rutin tedavisinde yeri yoktur; eşlik eden bir enfeksiyon (özellikle Clostridioides difficile) veya toksik megakolon gibi komplikasyonlar söz konusu olduğunda kullanılır.
- Dışkı Nakli (Fekal Mikrobiota Transplantasyonu): Sağlıklı bir vericiden alınan dışkı örneğinin işlemden geçirilerek hastaya verilmesidir. Yoğun antibiyotik kullanımı sonrası gelişen tekrarlayıcı Clostridioides difficile enfeksiyonunda etkinliği gösterilmiştir. Ülseratif kolitte ise rutin bir tedavi değildir: umut verici çalışmalar bulunmakla birlikte yöntem, verici seçimi ve uzun dönem güvenliği henüz standartlaşmamıştır ve uygulama araştırma kapsamında değerlendirilmelidir.
Ameliyat (kolektomi), ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalıkta, kontrol edilemeyen kanamada, delinmede, toksik megakolonda ve kanser ya da kansere dönüşme riski taşıyan değişiklik saptandığında uygulanır. Ülseratif kolit yalnızca kalın bağırsağı tuttuğundan, kalın bağırsağın çıkarılması hastalığı ortadan kaldırır; günümüzde çoğu hastada ince bağırsaktan poş (rezervuar) oluşturularak kalıcı torba ihtiyacı önlenebilmektedir.
Ülseratif Kolit Hastaları Nasıl Beslenmelidir?
Ülseratif kolitte herhangi bir gıda veya katkı maddesinin koliti doğrudan iyileştirdiğine veya kötüleştirdiğine dair şimdiye kadar çok az bulgu vardır. Genel olarak en önemli şey, kilo ve gücü korumak için besleyici ve dengeli bir diyet uygulamak ve susuz kalmamak için yeterince sıvı içmektir; bazı gıdaların belirtileri etkilediği görülebilir.
Örneğin alevlenme döneminde yumuşak, baharatsız yiyecekler çiğ sebzelere göre daha az rahatsızlığa neden olabilir. Dışkılama dürtüsü genellikle alt kolondaki iltihaplanmadan kaynaklanır, ancak lif dışkıya hacim eklediğinden bir tetikleyici görevi görebilir ve aciliyeti kötüleştirebilir; bu nedenle alevlenmeler sırasında lif miktarını azaltmak ve düşük lifli bir diyete geçmek faydalı olabilir. Yeniden tetiklenmemek için sağlıklı bir diyet planı konusunda doktor tavsiyesi almak önemlidir.
Ülseratif Kolit Tehlikeli Midir?
Ülseratif kolit tedavi edilmediğinde kalın bağırsak kanseri riski artar; bu risk kolitten etkilenen kolonun kapsamı ile büyür, bu nedenle sol taraflı kolitten daha yaygın koliti (pankolit) olanlarda risk daha fazladır. Yalnızca proktiti olan kişilerde ise belirgin bir risk artışı gösterilmemiştir. Risk genellikle belirtilerin başlamasından yaklaşık 8-10 yıl sonra yükselmeye başlar; bu nedenle bu süreyi dolduran hastalarda düzenli aralıklarla tarama kolonoskopisi yapılması ve iltihabın kalıcı olarak baskılanması önerilir. Eşlik eden primer sklerozan kolanjit varlığında risk daha yüksektir ve tarama tanı anından itibaren yılda bir yapılır.
Kontrol altına alınmayan hastalık, kanamaya bağlı kansızlığa, kilo kaybına ve beslenme bozukluğuna yol açar. Nadir fakat acil bir komplikasyon, kalın bağırsağın aşırı genişleyip felç olduğu toksik megakolondur; şiddetli karın şişliği, ateş ve genel durum bozukluğuyla ortaya çıkar ve derhal hastaneye başvurmayı gerektirir. Ayrıca damar içi pıhtı oluşumu (tromboz) riski alevlenme dönemlerinde artar.
Ülseratif kolitten kaynaklanan karın ağrısı bağırsaklarda kramp hissi yaratabilir ve bağırsak hareketinden önce ya da sırasında ortaya çıkabilir; hastalığı olan bazı kişilerin eklemleri de ağrıyabilir. Ataklar kişiden kişiye değişiklik gösterir; kimi hastalarda yaygın ishal, kimi hastalarda ise kabızlık şeklinde kendini gösterir ve hafif-orta ataklar genellikle ayakta tedavi edilebilir. Atakların tetikleyicisi çoğu zaman belirlenemez; en sık saptanabilen nedenler idame tedavisinin aksatılması veya kesilmesi, araya giren bağırsak enfeksiyonları ve steroid yapıda olmayan ağrı kesici kullanımıdır. Şiddetli bir atakta ise ayakta tedavi yeterli değildir; hastane yatışı gerekir.
Sık Sorulan Sorular
- Ülseratif kolit hastalığında ne şikayetler görülür?
- En sık şikayetler kanlı ishal atakları, sürekli ıkınma isteği (tenesmus), karın ağrısı, kabızlık ve ateştir. Kilo kaybı ve sürekli halsizlik eşlik edebilir. Bağırsak dışı belirtiler arasında eklem iltihapları, ağızda aftlar, bazı göz hastalıkları, safra yolu darlığı (primer sklerozan kolanjit) ve böbrek taşları sayılabilir.
- Ülseratif kolit teşhisi nasıl konulur?
- Kesin tanı, kolonoskopide alınan biyopsilerin patolojik değerlendirilmesiyle konur. Kan tetkiklerinde kansızlık, trombosit artışı, sedimantasyon yüksekliği, albümin ve potasyum düşüklüğü ile alkali fosfataz yüksekliği görülebilir; olguların %35-75'inde hemoglobin 10,5 g/dL altındadır.
- Ülseratif kolit tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır?
- Hafif-orta hastalıkta ve remisyon idamesinde 5-ASA (mesalamin) ve sulfasalazin kullanılır. Alevlenmeyi söndürmek için kortizon verilir; kortizon idame ilacı değildir. Orta-şiddetli olgularda tiyopurinler, biyolojik ilaçlar (anti-TNF, vedolizumab, ustekinumab) ve JAK inhibitörleri kullanılır; damardan kortizona yanıt vermeyen şiddetli atakta siklosporin kurtarma tedavisidir.
- Ülseratif kolit tehlikeli midir?
- Kontrol altına alınmayan hastalıkta kalın bağırsak kanseri riski artar; bu risk kolitten etkilenen kolon kapsamı arttıkça büyür. Yalnızca proktiti olanlarda belirgin risk artışı gösterilmemiştir. Risk genellikle belirtilerin başlamasından 8-10 yıl sonra yükseldiğinden bu hastalarda düzenli tarama kolonoskopisi önerilir.
- Ülseratif kolit hastaları nasıl beslenmelidir?
- Herhangi bir gıdanın koliti doğrudan iyileştirdiğine veya kötüleştirdiğine dair kesin kanıt azdır; en önemlisi kilo ve gücü korumak için besleyici, dengeli bir diyet yemek ve yeterince sıvı içmektir. Alevlenme döneminde yumuşak, baharatsız yiyecekler ve düşük lifli beslenme rahatsızlığı azaltabilir.
Kaynaklar
Bu sayfadaki bilgiler yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Tanı ve tedavi kararı, kişiye özel değerlendirme gerektirir. Şikâyetleriniz için bir hekime başvurun.
Randevu ve Sorularınız İçin
Bu konuda daha fazla bilgi almak veya randevu oluşturmak için Prof. Dr. Çetin Karaca'ya WhatsApp veya Instagram üzerinden ulaşabilirsiniz.




